01 Temmuz 2013

BAŞBAKAN GAZZE’YE GİDERSE…ZAFER YAPICI

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, hemen her konuşmasında AKP iktidarında Türkiye’nin gündem yaratma kabiliyetine sahip bir uluslararası aktör biçimini aldığını ifade ediyor. Türkiye’nin aktif dış politikası sayesinde, çevresinde ve uluslararası sistemde hesaba katılması gereken bir güç olarak algılandığını ileri sürüyor. Değerli okurlarım, AKP iktidarında Türk dış politikasının aktif olduğu doğrudur. Ancak her aktif dış politika otomatik olarak başarılı demek değildir. AKP’nin dış politikası da aşağı yukarı böyledir. AKP kısaca bir “taraf politikası” izlemektedir. Hedeflediği ülkelerde can ciğer kuzu sarması olduğu gruplar olduğu gibi, tam da bu yaklaşımından dolayı düşmanlaştırdığı kitleler de vardır. Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Lübnan’da, Katar’da, Suudi Arabistan’da; Ortadoğu’nun her bölgesinde bu böyledir… Belki hatırlarsınız. Kasım 2010’da Başbakan Erdoğan’ın Lübnan ziyareti sırasında 150 kişilik bir grup “Hoşgeldin Sultan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ve dünyanın lideri” ve “Yeni Osmanlılar Lübnan’da” pankartları açmışlardı. Dışarıdan bunu gören biri ilk aşamada olayı AKP iktidarının Türkiye’nin uluslararası saygınlığını arttırmadaki bir başarısı olarak yorumlayabilirdi. Oysa Lübnan’da bu karşılamayı örgütleyen siyasi çevreler ile AKP’nin özelleştirme faaliyetleri arasındaki dolaysız ilişki, karşılamanın aslında bir “ticari ilişki biçimi” olduğunu göstermeye yetmişti. Türkiye’de sultanlaşan Lübnanlılar Tayyip Erdoğan’ı sultan gibi karşılamıştı. AKP, doğal olarak Lübnanlı orta ve düşük gelir gruplarından insanların tepkisini çekti… Bugünlerde Tayyip Erdoğan’ın Gazze’yi ziyaret edip etmeyeceği tartışılıyor. Gazze’de bilindiği üzere adı tarihi tedhiş eylemleriyle özdeşleşmiş Müslüman Kardeşler’in Filistin kolu olan Hamas hakim. Hamas ile AKP arasındaki bağlantı kuvvetli. Bağlantı o kadar kuvvetli ki Hamas lideri İsmail Heniye, 2010 yılında doğan torununa Filistin konusundaki yaklaşımı nedeniyle başbakan Erdoğan’a bir minnet göstergesi olarak Erdoğan ismini koymuştu. Heniye geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan’a olası Gazze ziyareti ile ilgili iddialı bir tören hazırlığına giriştiğini açıkladı (Sabah, 26 Haziran 2013). Oysa El Fetihli Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Hamas-El Fetih ayrılığından söz edip, bu görüş ayrılığı sürdükçe Erdoğan’ın Hamas yönetimindeki Gazze’ye gitmesine karşı çıktığını beyan etti (Taraf, 18 Mayıs 2013). Değerli okurlarım, Hamas’a ihtiyacı olduğu uluslararası meşruiyet AKP aracılığıyla sağlanıyor. Oysa Filistin yönetimini üstlenen El Fetih, Hamas ile sorunlu. Tayyip Erdoğan Gazze’ye giderse, bilin ki Hamas tarafından programlı büyük gösterilerle karşılanacak. Ortadoğu’nun lideri biçiminde sunulacak. Böylelikle hem Hamas, El Fetih karşısında bir zafer imajı yaratacak. Hem de Tayyip Erdoğan iç kamuoyuna Filistin davasını da destekleyen büyük bir dünya lideri biçiminde sunulacak. El Fetih ya baskı ile sürece dahil edilecek ya da devre dışı bırakılmaya çalışılacak. Büyük ihtimalle, Ankara’nın orta yerinde gündüz vakti, belediye başkanının organize etmekte artık ustalaştığı havai fişek gösterileriyle karşılanacak Erdoğan. Tüm bunlar ne demek oluyor? Karlı özelleştirmelerle Türk devlet teşekküllerine el koyan, Lübnan’da yönetim çevreleriyle doğrudan bağlantılı zenginlerin hazırladığı törenler mi Türkiye’nin güçlenen imajının göstergesi olacak, yoksa Filistin halkını ikiye bölmeye hizmet eden, El Fetih karşısında Hamas’ı destekleyen AKP politikaları mı? Başbakan Gazze’ye giderse sultanlar gibi karşılanır. Bu durum Türkiye’de iç kamuoyuna Filistin davasını sahipleniş öyküsü olarak sunulur. Herkes de buna inanır (?). Oysa gerçekte yapılan tam da İsrail’in ve ABD’nin istediği olur. Çünkü Hamas-El Fetih bölünmesine AKP tarihi bir destek vermiş olur. (haber ekspres gazetesi-01.07.2013) Zafer YAPICI

Hiç yorum yok: