06 Mayıs 2009

ÇIKAR HUKUKUN ÖNÜNE GEÇERSE... - ZAFER YAPICI

Tarih 22 Nisan gecesi... Saat 0.24...

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada Ermenistan ile ilişkiler konusunda "Biz bir yol haritası üzerinde mutabakat sağladık, Ermenistan'la birlikte çalışıyoruz, gerekeni yapacağız" dendi.

Sonrasında yapılan çeşitli açıklamalarda, bu sürecin Azerbaycan aleyhine gelişmeyeceği taahhüt edildi. Azerbaycan'a, "Sizi dışlayarak bir şey yapmayacağız" mesajı verildi.

* * *

Çok geçmeden, Ermenistan tarafı da söz konusu yol haritasını doğruladı.

Ancak Türkiye'den Azerbaycan'a "Sizi dışlayarak bir şey yapmayacağız" mesajları verilirken, Ermenistan tarafı, "Benim bu yol haritası çerçevesinde Türkiye ile Karabağ Sorunu'nu ya da Azerbaycan ile ilgili herhangi bir sorunu konuşuyor olmam söz konusu bile değildir. Türkiye bu işin muhatabı değildir" açıklamalarını yaptı.

Türk Dışişleri, bu açıklamaları duymazlıktan geldi...

* * *

Bu gelişmelerin sonucunda Azerbaycan kamuoyunda Türk hükümetinin Ermenistan'la görüşürken Azerbaycan'ı dışladığı izlenimi oluştu.

AKP'nin Ermenistan yaklaşımının bir diğer olumsuz sonucu Obama'nın 24 Nisan tarihli açıklamasında görüldü.

22 Nisan gecesi saat 0.24'de Türk Dışişleri'nin yaptığı açıklamaya rağmen Obama, 24 Nisan tarihli açıklamasında Ermeni tezlerini seslendirdi!

* * *

ABD Başkanı Obama, 24 Nisan'da, "94 yıl önce, 20. yüzyılın en büyük katliamlarından biri başladı. Her yıl, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde 1.5 milyon Ermeni'nin katledilmesi veya ölüme yürümesini anıyoruz" dedi.

ABD Başkanı "soykırım" sözcüğünü kullanmadı ama konuşmasında Türkçe'ye "büyük felaket" olarak çevrilen Ermenice "Meds Yeghern" sözüne yer verdi.

Ermenilerin "soykırım" bağlamında kullandıkları söze konuşmasında yer vererek aslında "soykırım" demiş oldu...

Obama bir hukukçu... Ancak, bu açıklamasıyla en basit hukuk ilkelerinden biri olan masumiyet karinesini ihlal etti. Siyaseten hukuki bir yargıda bulundu. Çıkarı hukukun önüne taşıdı...

Yani, AKP'nin taviz politikası, ne Ermeni diasporasının, ne de bu diasporaya dayanan Obama yönetiminin hızını kesti...

* * *

Değerli okurlarım, açıkça görülüyor ki, ABD Başkanı Obama, Ermeni diasporasının 1915'le ilgili anlatısını sahiplenerek yapmış olduğu 24 Nisan tarihli açıklama ile Türkiye'yi soykırım ithamı altında bıraktı.

Peki, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı bu açıklama karşısında nasıl bir tavır takındı? Ne dedi?

"Sayın Başkan'ın (Obama'nın) hazırlanan metnini bir denge metni olarak görüyorum. Bu metin bir defa bizi tatmin eden bir metin değildir"

Başbakanın bu açıklaması üzerine akla tek bir soru geliyor. Şayet bu metin denge metni ise, dengesiz bir metin nasıl olacaktı?

İşte AKP'nin tavize dayanan dış politika anlayışının Türkiye'yi getirdiği nokta...

* * *

Değerli okurlarım, Türk dış politikasıyla ilgili önemli sonuçları olacak bu tartışmada ana muhalefet partisi CHP'nin görüşü oldukça net.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bu konuda bakınız neler söylüyor:

"Taviz vererek; karşı tarafı idare etmeye mecbur olduğunuz izlenimini verdiğiniz anda artık vereceğiniz tavizlerin sınırı yoktur. Ne yazık ki Türkiye bu sürecin içine sokulmuştur..."

Baykal'ın Obama'nın açıklamaları hakkındaki yorumu da oldukça ilginç. Şöyle diyor Baykal: "Obama, Türkiye Cumhurbaşkanı'yla, Türkiye Başbakanı'yla kapsamlı, uzun görüşmeler yaptıktan sonra bu açıklamayı yapmıştır. Doğrusu ben çok merak ediyorum, Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı Sayın Obama ile görüşmelerinde bu konuyla ilgili gerçekleri anlatmadılar mı? Bu konunun Türkiye tarafından nasıl görüldüğünü dayanaklarıyla kapsamlı bir şekilde ortaya koymadılar mı?..."

Baykal Türkiye'nin çıkarlarının savunulması için bu konuda nelerin yapılabileceğini de şöyle sıralıyor:

* Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye'ye çağırıp konferanslar verdirdiği, Ermeni tezlerine karşı çıkan çok önemli bir Amerikalı profesör var, onun kitapları Obama'ya verilebilirdi.

* Şükrü Elekdağ'ın Washington'da büyükelçi olduğu sırada 74 Amerikalı profesörün bir
araya gelip "1915 olayları bir soykırımı değildir" diye imzalayarak Amerikan gazetelerinde yayınladıkları bildirinin metni Obama'ya verebilirlerdi.

* Her yıl İngiliz bakanların Avam Kamarası'nda yaptıkları "1915 olayları bir soykırım değildir" açıklamalarını Sayın Obama'nın önüne koymak gerekirdi.

* 1948 tarihli "Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Soykırımla Mücadele Sözleşmesi"nin metni verilebilirdi.

* Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/2'nci maddesi, "Bir suçla itham edilen herkes suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masumdur" ilkesini koymuştur. Bu hatırlatılabilinirdi.

* ABD Anayasası'nda yer alan "Bir kişinin adli bir mahkeme sürecinden geçmeden suçlanamayacağını ve cezalandırılamayacağını" maddesi hatırlatılabilinirdi. Hiçbir şey hatırlatılmadı. Hiçbir şey verilmedi...

Özetle Baykal'ın bu konuyla ilgili görüşleri şöyle: "AKP iktidarı ne zaman masaya otursa, masadan kalkarken cebi boşalmış oluyor. Yani kendimizi de çok rahat aldatıyoruz. 'Kazan kazan' diyoruz, ortaya çıkan tablo 'kaybet kazan' oluyor. Bir taraf kaybediyor, bir taraf kazanıyor... Ne yazık ki kaybeden de hep Türkiye oluyor. Şimdi, bakınız, Ermenistan ile ilişkide ne kazandık? Obama'nın konuşmasını kazandık, yani büyük felaketi kazandık, yani Türkiye'nin soykırım yaptığı konusundaki görüşün tekrar dünya kamuoyuna ilan edilmesini kazandık. Azerbaycan da bir şey kazanmadı. Azerbaycan ile dostluğu da kaybettik. Tam kaybettik demiyorum da bir kırıklık ortaya çıktı. Bu da bizim için üzüntü verici bir tablo."

* * *

Evet değerli okurlarım, çıkar hukukun önüne geçerse "kazan kazan", "kaybet kazan" oluyor. Olan da Türkiye'ye oluyor...

Ve ne yazık ki, AKP zihniyeti uluslararası alanda da, hukuku çıkarın önüne taşıtmakta başarısız kalıyor...

(6 Mayıs 2009, Haber Ekspres)

Hiç yorum yok: