02 Eylül 2013

İLERİ DEMOKRASİNİN ÖZGÜRLÜK ANLAYIŞI!- ZAFER YAPICI

Değerli okurlarım, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Meclis Toplantısı’nda özgürlüğü bakınız nasıl anlayıp nasıl anlatıyor: “…demokratik kültürünü, hoşgörüyü, birbirinin yaşam hakkına; hayat tarzına saygıyı anlatmamız gerekiyor. Özgürlük, istediğim yerde istediğim gibi at oynatmak değildir. Özgürlük bir başkasının alanına kadar istediğimi yapmaktır. Kamu düzenini bozarak olmaz bu. Bir başkasının özgürlük alanına saygı duyduğumuz zaman bu ülke tutulamaz…” İyi güzel de, kuvvetler ayrılığından ve hukukun üstünlüğünden söz etmeden geliştirilen bir özgürlük tanımı, özgürlüğü sağlayabilir mi? Sadece özgürlüğün sınırını vurgulamakla yetinirseniz ortada bir özgürlük alanı kalır mı? Değerli okurlarım, çağdaş demokrasilerde özgürlüğün tanımı şöyle yapılır: Toplumun kişilere ayırdığı, içinde kişilerin kendi iradelerinin geçerli olacağı, siyasal iktidarın karışamayacağı, hukukun korunduğu bağımsız alandır özgürlük… Eğer bir iktidar kuvvetler ayrılığı ilkesini tanımıyorsa, hukuku kendi düşüncesi doğrultusunda şekillendiriyor ve siyasallaştırıyorsa ve sonra da çıkıp yüzeysel bir tanım yapıyorsa buradan demokrasi çıkmaz. Siyasallaşmış bir hukuk düzeni nasıl olur da kişinin bağımsız özgürlük alanına karışan, müdahale eden bir iktidara karşı kişinin özgürlüğünü koruyabilir? Buna cesaret edebilir? Onun için diyoruz ki, özgürlük ancak, kişilerin kendi iradelerinin geçerli olduğu alana iktidarın karışamayacağı ve hukukun siyasallaşmadığı ve koruduğu bir düzen içinde var olur. Özgürlük bu şekilde algılanmalı, anlatılmalı ve uygulanmalıdır… * * * Değerli okurlarım, Başbakan Erdoğan daha evvel AKP Gençlik Kolları Kongresi’nde yaptığı bir konuşmada da, “…En önemlisi de milli manevi değerlerine sahip çıkan, onları yaşatan, geleceğini geçmişinden aldığı güç, gurur ve ilhamla şekillendiren bir gençlik tasavvur ediyoruz. Altını çiziyorum modern, dindar bir gençlikten bahsediyorum. Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum” demişti. Bu sözler Erdoğan’ın yukarıdaki özgürlük açıklamasını dahi aratıyor… * * * Başbakanın her iki konuşmanın arasındaki farkı görebiliyor musunuz?... Başbakan, özgürlüğü tanımlarken bir taraftan, “demokratik kültürünü, hoşgörüyü, birbirinin yaşam hakkına; hayat tarzına saygıyı anlatmamız gerekiyor” diyor. Diğer taraftan dininin…kininin…davacısı bir gençlikten bahsediyor. Bir taraftan “…Biz bir başkasının özgürlük alanına saygı duyduğumuz zaman bu ülke tutulamaz…” diyor. Diğer taraftan, kişinin özgürlük alanının en mahrem köşelerine girip yapması gereken çocuk sayısına hatta yapacağı ameliyata (sezaryen) kadar karışmayı kendisinde hak görebiliyor. Bir taraftan kendi zihniyeti doğrultusunda istediği yerde istediği şekilde taraftarları ile çoğu devlet olanaklarının seferber edildiği mitingler düzenliyor. Diğer taraftan Gezi Parkı’nda, üniversitelerde, meydanlarda hak arayan halkı hükümetine karşı geldi diye tutuklatıyor. Bir taraftan özgürlüklerden bahsediyor. Diğer taraftan aydınları, gazetecileri, bilim insanlarını, komutanları, ulusalcıları kendini eleştirdi diye, sözde darbe yapacaklar diye siyasallaştırdığı hukukuyla yargılıyor. Onların özgürlüklerini elinden alıyor. Sizce, bunu adı ne olabilir? Özgürlüğü yok etme özgürlüğü olabilir mi? Özgürlük senin istediğin yerde istediğin gibi at oynatman ve başkasının sana tabi olması mıdır? Bu ne yaman çelişki… İşte Başbakanın ve AKP iktidarının demokrasi ve özgürlük anlayışı bu. Bunun adına da “ileri demokrasi” diyorlar… Bu takiyye değil de nedir?!...(HABEREKSPRES GAZETESİ-02.09.2013) ZAFER YAPICI

Hiç yorum yok: