23 Aralık 2008

KONUŞMA-DİNLEME KÜLTÜRÜ VE MELİH GÖKÇEK...- ZAFER YAPICI

Sokrat kendisinden ders almak isteyen bir öğrenciden, ders ücreti olarak yüksek bir meblağ talep etmiş. Öğrenci "Ben bu ücretle iki-üç tane hoca tutabilirim" deyince, Sokrat bu kez "İyi ama evladım ben bu paraya, sadece konuşmasını değil dinlemesini de öğreteceğim" demiş.

Goethe "Konuşmak bir gereksinim, dinlemek ise bir sanattır" demiş.

Değerli okurlarım dinleme; algılama, duyumsama ve özümleme süreçlerini içerir.
Dinleme, sevginin artmasında, dostluğun geliştirilmesinde ve yeni fikir üretilmesinde önemli rol oynar.

* * *

Cumhuriyet Halk Partisi, "Halkımızı ezdirtmeyeceğiz, ülkemizi soydurtmayacağız, milletimizi böldürtmeyeceğiz" sözünü vermişti.

Önce insan diyen CHP; ülkesini ve milletini yolsuzluğa, yoksulluğa, yandaşlığa ve yasaklara karşı korumak adına dürüst yönetim, temiz siyaset anlayışını ortaya koyuyor.

Şaban Dişli vakası ile başlayan, Deniz Feneri, Dengir Mir Mehmet Fırat ve Aytaç Durak tartışmalarıyla gelişen temiz siyaseti kurumsallaştırma süreci, CHP'nin önderliğinde Melih Gökçek tartışmasıyla devam ediyor.

Bu tartışma politik olduğu kadar psikolojik boyutuyla da oldukça ilgi çekici...

* * *

Değerli okurlarım, 17 Aralık 2008 Çarşamba günü saat 19'da usta gazeteci Uğur Dündar'ın yönetiminde, CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu, "doğalgaz ve sayaçları ile ilgili Ankaralıların zarara uğratıldığı iddiasını" belgelerle açıklamak için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'le karşı karşıya geldi.

Doksan iki dakika süren bu karşılaşmada Melih Gökçek 45 dakika 46 saniye, Kemal Kılıçdaroğlu 23 dakika 1 saniye ve Uğur Dündar da 23 dakika 13 saniye konuştu. Bu konuşmaları tüm Türkiye izledi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun sorduğu sorular karşısında terleyen Melih Gökçek konuyu saptırarak ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun 53 kez sözünü keserek zamanı törpülemek istedi.

Melih Gökçek, hem sergilediği tavır hem de kullandığı üslupla usta gazeteci Uğur Dündar'ı ve ekran karşısındaki milyonları hayretler içinde bıraktı. Gökçek'in bu tutumu karşısında kendine son derece güvenen bir devlet adamı kimliğiyle nerede ne şekilde konuşacağını ve dinleyeceğini bilen Kılıçdaroğlu, ortaya koyduğu belgelerle milyonların takdirini kazandı.

Kemal Kılıçdaroğlu bu yaklaşımı ile

* Melih Gökçek'i konuşamaz hale getirdi.

* Konuşma ve dinleme kültürünü hiçe sayan Melih Gökçek'e Türkiye'nin gözü önünde konuşma ve dinleme kültürü dersi verdi.

* Böyle önemli makamlarda oturan kimselerin düşünme, konuşma, dinleme kültürüne sahip olması ve halkı için çalışması gerektiğini gözler önüne serdi.

* Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olan Ankara'nın Büyükşehir Belediye Başkanı olan Melih Gökçek'in gerçek yüzünü Türkiye'ye göstererek bu tavır ve davranışlarda olan bir kimsenin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olamayacağını bir kez daha kanıtlanmış oldu.

* Temiz siyaset ve dürüst yönetim kavramlarını her defasında dile getiren CHP'nin, bu kavramların ne kadar arkasında olduğunu bir kez daha gösterdi.

* Hak arama kültürünü kurumsallaştırma yönünde önemli bir psikolojik eşiğin aşılmasını sağladı.

Değerli okurlarım, bu karşılaşma bizlere aynı zamanda konuşma ve dinleme kültürünün ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Konuşma ve dinleme kültürüne sahip olan Kılıçdaroğlu ile konuşma ve dinleme kültürüne sahip olmayan Melih Gökçek'in tartışması güven olgusunu gündeme getirmiştir.

Sonuç olarak Melih Gökçek'in güvenilecek bir insan olmadığı ortaya çıkmıştır...

* * *

Dengir Mir Mehmet Fırat bu karşılaşma ile ilgili bakın nasıl bir konuşma kültürü örneği ortaya koyuyor: "-Vallahi Melih daha şıllıktır. Kemal Kılıçdaroğlu Melih'le baş edemez..."

Biri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, diğeri Kemal Kılıçdaroğlu'nun koltuğundan ettiği AKP Genel Başkan Yardımcısı...

E daha fazla ne söylenebilir ki!...

Algılama, duyumsama, özümleme süreçlerini içeren dinleme kültürüne sahip olmayan Melih Gökçek, Kemal Kılıçdaroğlu karşısında ve yetmiş milyonunun gözleri önünde balon yerine kendisini ve AKP'nin siyaset anlayışını patlatmıştır...

Olan, tam anlamıyla budur!

Hiç yorum yok: