01 Mayıs 2007

AKP MAĞDUR MU MAĞLUP MU? - ZAFER YAPICI





14 Nisan’la başlayan büyük halk buluşmalarımızda sıklıkla tekrarladığımız sloganlardan biri de şuydu: “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek!”

Gün geliyor, devran dönüyor. AKP ise halka hesap verme sürecini mağdur edebiyatına girişerek başlatıyor!

Mağdur ne demek? Haksızlığa uğramış. Ya mağlup? Yenilen, yenik düşen…

Peki AKP mağdur mu mağlup mu?...

AKP millet-devlet karşıtlığı politikasıyla toplumsal gerilimlerin yaratıcısı olmaya girişirken, çarpık bir biçimde tanımladığı “devlet” karşısında mağdur rolünü oynuyor. Ancak bu strateji, bu kez onun gelecekteki mağlubiyetinin bir göstergesi haline geliyor.

Yani AKP mağdur değil, olamaz. AKP siyasal iktidarın ta kendisidir. Hem de iliğine kadar işlediği, son noktasına kadar kullandığı siyasal iktidarın ta kendisi. Henüz mağlup da değildir. Ama mağlup olma yolundadır.

Neden? Çünkü AKP stratejisinin olmazsa olmazını oluşturan bir varsayım işlemiyor! AKP’nin millet-devlet karşıtlığı tezine artık bizzat millet itibar etmiyor! Üstelik bu itibarı sağlama yolunda tarikat lobilerinin, hükümet ortaklı medya imparatorluklarının, paranın gözde patronlarının, sol olmanın ulusalcı olmayı gerektirdiğini algılayamayan bir kısım “sözde” solcuların, ırkçı etnik bölücülerin gayretlerine, ABD ve AB’nin demokratik katkılarına(!) rağmen. “Borsa-kumar sermayesinin kâr garantisi” anlamında tanımladıkları “istikrar” kavramının dış destekli siyasal iktidar tarafından bir baskı unsuru olarak kullanılıyor/kullanılacak olmasına rağmen...

Tüm karşı propagandaya rağmen toplumsal dokuya yeni bir bilinç hakim olmaya başlıyor! Kaynağı Mustafa Kemal Atatürk olan yeni bir bilinç!

İşte bu bilinç ülkenin şimdiki mağdur ve gelecekteki mağluplarını net bir biçimde ortaya koyuyor. Kimin karşısında kim mağdur? Kimin karşısında kim mağlup olacak? sorularına verilen cevaplar halkın yeni uzlaşma noktaları haline geliyor.

Değerli okurlarım, bu yükselen bilince göre kimin karşısında kim mağdur sorusundan başlayalım. Cevap net. Siyasal iktidarın uygulamaları karşısında halk mağdur…

İktidardaki zihniyetin “şu anda Türkiye’de yirmi yedi etnik grup yaşamakta. Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri şeyler yapılabilir” anlayışı karşısında kim mağdur? Bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunan halk, Türk milleti mağdur.

“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor. Yahu bu millet istedikten sonra, tabi elden gidecek yahu” dediklerinde kim mağdur? Laikliği cumhuriyetin sigortası olarak gören halk, Türk milleti mağdur.

Amerikalılara “Delikten aşağı koymak yerine onu kullanın. Burada ve Avrupa’da bundan yararlanmalısınız…” dediklerinde kim mağdur? Onurlu bir gelecek isteyen halk, Türk milleti mağdur.

Tarikat ağlarının istekleri gereğince yürütülen kadrolaşmalar, artık sayıları unutulan ve sıradanlaşan yolsuzluklar, özelleştirmeye ve partili zengin yaratımına dayanan akla aykırı ekonomi yönetimi ve üretilen sadaka kültürü karşısında kim mağdur? Tarikat ağlarının dışında kalanlar, yolsuzluğa bulaşmayanlar, horlananlar, ezilenler, hakları ellerinden alınanlar; halk, Türk milleti mağdur…

Bu liste uzadıkça uzar…

Peki bu bilince göre kimin karşısında kim mağlup olacak? Cevap yine net! Halkın karşısında şimdiki siyasal iktidar mağlup olacak!

Kararlı bir biçimde “sadaka kültürüne” dönüştürülmek istenen “sosyal devlet” anlayışının hak sahipleri karşısında, onların haklarını korumayanlar mağlup olacak. Mevkileri kaptı-kaçtılarla “götürmek” isteyenler, zihnini sadece cinliğe çalıştıran ve komik duruma düşen oportünist hileciler, rüşvetle oy pazarlığına girişenler, demokrasi diye diye dayatmacılığı büyütenler mağlup olacak. Tüm bunları yaptıktan sonra bir de cumhuriyet kurumları karşısında korku edebiyatıyla demokrasi havariliğine soyunup gözlerimizi yaşartan, binbir surat takiyeciler mağlup olacak!

Bu bilinci algılayamayıp iktidar yandaşlığıyla muhalefet arasında bocalayıp zaman zaman kısır çıkarların peşine takılan hepinizin bildiği bazı siyasi partiler, iktidar yandaşı medya…mağlup olacak!

Halkın çıkarlarını savunmayanlar, doğaları gereği savunamayanlar mağlup olacak!

“Seçenek yok oyununu” oynayıp halkı sandık dışında tutma gayretine girenler, tehlikeyi kendi elleriyle büyütenler mağlup olacak…

Değerli okurlarım, bu noktada hepimize düşen tarihi görev halkça birlikte büyüttüğümüz cumhuriyet bilincini daha da yaymak. Harami olup mağdur rolünü oynayanlara, meydanlarda da seçim sandıklarında da gereken cevabı vermek…

Cumhurbaşkanı seçim sürecinde CHP’nin Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazılacak onurlu bir kararlılıkla halktan yana tutarlı tutumunu sürdürmesi “umut” zemininin merkezine halk gözünde CHP’yi oturttu. “Halkı ezdirmeyeceğiz, Türkiye’yi soydurmayacağız, devleti böldürmeyeceğiz” anlayışı halkın birleşme noktası oluyor…

“Cumhuriyet ve halk” kenetlenmeye başladı. Yol uzun…

Pişkin pişkin mağdur rolünü oynayanlar neden mağlup olma yolunda sanıyorsunuz?

(Haber Ekspres, 1 Mayıs 2007)

Hiç yorum yok: