22 Ağustos 2009

CHP LİDERİ BAYKAL'IN GÜNEYDOĞU ÖNERİLERİ - ZAFER YAPICI

Değerli okurlarım, son günlerde kendini aydın ilan eden kimi kişiler, AKP'nin adını söylediği ancak içeriğini bir türlü ilan edemediği 'Kürt Açılımı'nı dört bir koldan destekliyorlar. Hatta kimi aydınlar (!) ne olduğu henüz belli olmayan AKP açılımını koşulsuz destekleme konusunda boş kağıtlara imzalar atacak kadar kendilerinden geçtiler. CHP'yi ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı, ne olduğu belli olmayan bu sürece dahil olmadığı için suçlayacak kadar Türk milletinin sezgisi ve zekasıyla alay edecek kıvama geldiler!

Peki, bu süreçte CHP ne diyor? Neyi sorun olarak görüyor? Güneydoğu Sorunu konusunda hangi çözüm yollarını öneriyor? Seçmene ne vaad ediyor?

Öncelikle CHP'nin Güneydoğu Sorunu konusundaki yaklaşımı oldukça tutarlı, açık ve somut önerilere dayanıyor. AKP'nin yaklaşımı gibi tutarsızlıklarla dolu ve muğlak değil.

CHP Lideri Deniz Baykal, şu sözleriyle CHP'nin sorun olarak neyi gördüğünü açıkça ortaya koyuyor:

"Türkiye'de Güneydoğu Anadolu'da yaşayan Kürt kökenli insanlarımızın çok ciddi sorunlarının olduğunu, kendilerini büyük Türkiye'den dışlanmış gibi hissettiklerini, büyük Türkiye'nin bir parçası oldukları duygusunu; aidiyet duygusunu yeterince yaşayamadıklarını görüyorum. Bundan büyük üzüntü duyuyorum... Bunun değiştirilmesini en önemli meselemiz olarak kabul ediyorum. Oradaki bütün insanlarımız, oradaki çocuklarımız, hepsi kendilerini tüm Türkiye'nin sahibi hissedebilmelidir. Oysa şimdi, giderek orası kapanıyor. Giderek orada yaşayan insanlar ya terör örgütünün hiyerarşisi içinde yer tutmaya mahkum hâle dönüşüyorlar, ya dini yapılanmaların içinde gelecek aramaya mecbur hissediyorlar kendilerini ya da mafyalaşmış ilişkilerin bir parçası oluyorlar..."

Peki CHP neyi çözüm olarak görüyor? Baykal'ın sözleriyle devam edelim. "Oradan çıkan çocuk da Türkiye'nin en iyi mühendisleri, en iyi iş adamları, en iyi doktorları, en iyi bilim adamları, sporcuları, sanatçıları arasında yerini alabilmelidir. Türkiye'de o da toplumda saygın olabilmelidir. Türkiye'nin en iyi okulları orada olmalıdır... Okul öncesi de olmalıdır, ilkokul da olmalıdır, ortaöğretim de olmalıdır... Orada istihdam yaratacaksınız, analarına babalarına iş vereceksiniz... Şimdi diyorlar ki 'Biz devletin yatırım yapmasına karşıyız. Biz devlet olarak yatırım yapmayacağız.' 2005'te Diyarbakır'a gittiği zaman Başbakan'a 'İş ver Sayın Başbakanım' diyen iyi niyetli bir kişiye Başbakan 'Biz fabrika kurmayacağız kardeşim' dedi. Fabrika kurmazsan işte böyle olur, o fabrikayı kuracaksın... Efendim, devlet fabrikası zarar eder. Ederse eder, orada artık karlılık bir temel konu olmaktan çıkmıştır... Barajlar kurulmuş, sular toplanmış, kanaletler ihale edilmemiş ve ovalar kupkuru bekliyor. Sulamayı getir iki katı, üç katı, dört katı verim artıyor. Niye yapmıyorsun bunları? Bunu yapmadığın için o çocuklar sokaklarda öyle dolaşıyor. O çocuklar onun içindir ki kendilerine bir gelecek aramak için bambaşka yollara sapmak zorunda kalıyorlar. Bunları değiştirmenin yolu var..."

Değerli okurlarım görülüyor ki CHP, Türkiye için kritik bir süreçte, Atatürk ilke ve devrimlerini ve sosyal demokrat dünya görüşünü merkeze alarak ülkeyi ayrıştıracak değil, kaynaştıracak öneriler sunuyor.

CHP'nin bir başka önemli özelliği etnik kimlik-milli kimlik ilişkisine bakışında ortaya çıkıyor. CHP, etnik kimliği de milli kimliği de onur kaynağı olarak görüp, ikisinin bir arada var olabileceğini savunuyor. Ülkenin kaynaşmasının yolunu, ortak değerlerimiz olan milli kimliğimizi güçlendirecek ekonomik ve siyasi açılımların gerçekleştirilmesinde görüyor. Şu sözler de Baykal'a ait:

...Bizi o süreç dediğin politikanın bir parçası haline getiremezsin... Milli kimlikle oynamak olmaz... Milli eğitime etnisiteyi sokmak kesin olmaz. Bakın, adı üstünde. Ne adı? Milli eğitim... O milli lafı niye orada? O demek istiyor ki, biz hepimiz farklı kültürel, etnik özellikler taşıyor olabiliriz ama uluslaşma sürecimiz içinde hepimiz aynı milletin parçası olma noktasına gelmeye çalışıyoruz. O nedenle çocuklarımızı, geleceğimizi bu ortak anlayış etrafında hazırlayın birbirimize düşman olmayalım, birbirimize karşıt olmayalım, birbirimizi sevelim, sayalım, eşit davranalım birbirimize, o ortak kimliğimizi geliştirelim. Neyle olacak o? Milli kimlikle... Varacağımız hedef birbirimizi sevme hedefi, birbirimizi sayma hedefi, birbirimizin varlığından onur duyma hedefi, birbirimizi dışlama değil, birbirimizi kaynaştırma ve kucaklaşma hedefi, bu hedefe yönelik olarak her türlü öneriyi birlikte destekleriz ama Ortadoğu ülkelerinde yaşanmış olan senaryoyu şimdi Türkiye'ye taşımaya yönelik, bizi etnik ayrıştırmaya götürecek, gelecekte daha da ileri ayrıştırmaların temellerini atacak süreçlere çekmek kabul edilebilir değildir. Buradan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz geçmişte de bu konuda çok büyük görev yaptık... Etnik kimliğin saygın olduğunu ve hak olduğunu anlatmaya yönelik çalışmalar yaptık, şimdi etnik kimliklerimiz ne olursa olsun hepimizin bir ortak milli kimlik içinde bir ve beraber olduğumuzu herkese anlatmak gibi bir görevimiz var. Bu görevimizi yapıyoruz. Bunu başaracağız. Türkiye'yi kimsenin bölmesine izin vermeyeceğiz, Türkiye buna izin vermeyecektir. Türkiye'nin gerçek sorunları işsizliktir, yoksulluktur, ekonomik sıkıntılardır, onların çözümü için bütün gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz."

(Haber Ekspres, 20 Ağustos 2009)

Hiç yorum yok: