22 Ağustos 2009

MİLLİ KİMLİĞİ ETNİK KİMLİĞE DÖNÜŞTÜRME "AÇILIMI" ! (2) - ZAFER YAPICI

Anayasamızın 66. maddesi "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" der.

Değerli okurlarım, bu anayasal hükme rağmen, son zamanlarda başta Başbakan olmak üzere pek çok kişi, "açılım" adı altında milli kimliğimizi etnik kimliklerle beraber saymaktadır. (Arap, Çerkez, Gürcü, Laz, Kürt, Türk...). Böylelikle bu kişiler Türk milli kimliğinin de etnik kimlik gibi algılanmasını teşvik etmekte ve son tahlilde milli kimliğin aşındırılması sürecine katkı sunmaktadırlar.

Bu durum tarihi bir yanlışlıktır. Hele Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın milli kimliği etnik kimlik gibi sıralamaya tabi tutması yapılan yanlışlıkların en büyüğüdür. Milli kimlik ayrı etnik kimlik ayrı değerlerdir. Türklük, Türkiye Cumhuriyeti'nde etnik bir kimlik olarak sınıflandırılmamalıdır. Türklük, yurttaşlık esasına, tarihsel ortaklığa ve ideal birlikteliğine dayanan milli kimliktir.
Başbakan ve pek çok kişi iki kavramı karıştırmaktadır...

Peki neden bu durum tarihi bir yanlışlık anlamına gelmektedir? Milli kimliğin aşındırılması süreci neden tehlikelidir?

Çünkü bir kitleyi bütünleştirip birleştiren değerlerdir milli kimlik. Milli kimlik aşındırılırsa yarışan etnik kimlikler bir ideal birlikteliğinde nasıl buluşabilir?

Eğer milli kimliğimizi aşındırma girişimleri "Kürt
açılımı", "demokratikleşme", "tarihi fırsat" gibi adlar altında gerçekleştirilir ise; bin yıllık kültürümüz, 86 yıllık cumhuriyetimiz ve yapılan devrimler bir anda silinir ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus, laik ve üniter yapısı ile kurucu ilkeleri tamamen ortadan kaybolmuş olur.

***

Değerli okurlarım milli kimlik o kadar kolay oluşmuyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk ulusu bin yıllık tarihimizin meydana getirdiği kültürle kurtuluşu sağladı. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesini oluşturdu.
Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus, laik ve üniter devlet yapısı korundu ise bunu, Atatürk ilke ve devrimlerine, milli kültürümüze, milli eğitim (laik) sistemimize borçluyuz.

Eğitim sisteminiz milli değerlerimizi genç nesillere aktardı. İdeal birlikteliğini kurumsallaştırdı.

Atatürk'ün kurduğu eğitim sistemiyle yetişen gençlerin cumhuriyet bilinci ile milli kimliklerine sahip çıkmalarıyla ve Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene" anlayışını özümsemeleriyle korundu birliğimiz, bütünlüğümüz...

Türk milletinin bir parçası olarak bizler milli eğitimimize, milli kültürümüze, milli kimliğimize sahip çıkmalıyız.

Çıkmalıyız ki, cumhuriyetimizin ulus, laik ve üniter devlet yapısı ile Atatürk ilke ve devrimlerimiz sonsuza kadar yaşasın.

Yaşasın ki, gerçek özgürlüğün ne olduğu bir kez daha ortaya çıksın!

(Haber Ekspres, 19 Ağustos 2009)

Hiç yorum yok: